http://www.haber2000.com/
http://www.haber2000.com/
» ÖLÜNÜN ARKASINDAN KONUŞMUYORUZ, YÜZÜNE DE SÖYLEDİK. TARİHİN BİLMESİ LAZIM.. NAİM SÜLEYMANOĞLU, ÜLKÜCÜLERE YAPTIĞI BÜYÜK VEFASIZLIKLA AHİRETE GÖÇTÜ. NASIL MI?.. VE TURGUT ÖZAL, NAİM’in CEBİNDEN ALDIRTIP, İSTİHBARATÇILARA ACİLEN YIRTTIRDIĞI KAĞITTA NE YAZIYORDU?

ÖLÜNÜN ARKASINDAN KONUŞMUYORUZ, YÜZÜNE DE SÖYLEDİK. TARİHİN BİLMESİ LAZIM.. NAİM SÜLEYMANOĞLU, ÜLKÜCÜLERE YAPTIĞI BÜYÜK VEFASIZLIKLA AHİRETE GÖÇTÜ. NASIL MI?.. VE TURGUT ÖZAL, NAİM’in CEBİNDEN ALDIRTIP, İSTİHBARATÇILARA ACİLEN YIRTTIRDIĞI KAĞITTA NE YAZIYORDU?

Kimseler bu yazdıklarımı ölünün arkasından konuştuğumuz yorumunu yaparak çeşitli şekillerde ahkâmlar kesmesinler. Biz bu yazdıklarımı, daha doğrusu Naim Süleymanoğlu’nun; kendisini zulümden kaçırıp- kurtaran Ülkücülere yaptığı vefasızlığı, yıllar öncesi Naim’in yüzüne de söyledik. Tarihin gerçekleri bilmesi lazım diye yazıyorum.
Paylas
ÖLÜNÜN ARKASINDAN KONUŞMUYORUZ, YÜZÜNE DE SÖYLEDİK. TARİHİN BİLMESİ LAZIM.. NAİM SÜLEYMANOĞLU, ÜLKÜCÜLERE YAPTIĞI BÜYÜK VEFASIZLIKLA AHİRETE GÖÇTÜ. NASIL MI?.. VE TURGUT ÖZAL, NAİM’in CEBİNDEN ALDIRTIP, İSTİHBARATÇILARA ACİLEN YIRTTIRDIĞI KAĞITTA NE YAZIYORDU?
Güncel - 19 Kasım 2017, Pazar 15:25:39
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

GÖKTÜRK TUNÇTÜRK yazdı

 

www.haber2000.com

 

Allah rahmet eylesin. Dünyayı kaldıran Halter Şampiyonumuz Naim Süleymanoğlu’nu çok erken kaybettik. Mekanı cennet olsun..

 

Naim Süleymanoğlu 1980’li yıllarda Bulgaristan hükümetinin; orada yaşayan Türklere yaptığı zulümler arasında yaşayan bir sporcu idi.

 

Naim, 1985 yıllarında zulümden kaçmak istemiş ama başaramamıştı. Bu yüzden Bulgaristan hükümeti 1986 yılında yapılan Dünya Halter şampiyonasına “yine kaçar” şüphesiyle göndermemişti.

 

Ve 1987 yılında Avustralya’da düzenlenen; Dünya Halter Şampiyonasına katılma izni veriliyor.

 

Naim’in aklında yine kaçma planları var. Türkiye’ye kaçmayı hedefliyor.. Bu yüzden Bulgar sporcular ve istihbaratçıların sürekli göz hapsinde tutuluyor.

 

Naim; kaçış düşüncelerini Avusturalya’ya gitmeden önce yakın akrabalarına da açıklıyor.

 

Maim’in akrabaları; O dönemlerde Türkiye’de ki Askeri darbe zulmüne uğrayan ve bu zulmüme karşı sazı ve sözü ile en etkin Mücadeleyi veren, Başbuğ Türkeş’in Arif oğlu, Ülkücülerin sembol ismi ve yurt dışında yaşayan Ozan Arif’i, Almanya’dan telefonla ararlar.

 

Naim’in akrabaları Ozan Arif’e durumu aktarıyorlar ve kaçırılması konusunda destek istiyorlar.

 

Ozan Arif zaten esir Türkler konusunda mücadele veren sembol isim.

 

Hemen Avusturya’ya da bulunan, o zaman ki Samsun Ülkü Ocakları Başkanı Ali Duranoğlu’nu telefonla arıyor ve durumu anlatıp, Halter karşılaşması sonunda Naim Süleymanoğlu’nu, Türkiye’ye kaçırılması konusunda destek olup, olamayacaklarını soruyor..

 

Ali başkan da “Yaparız Ozanım” diyor..

 

Ve şampiyona başlamadan gizlice durum Naim’e iletiliyor.

 

Naim, Halter karşılaşmasında Bulgaristan adına dünya şampiyonu oluyor..

 

Bulgar sporcular ve onlarla gelen ekip kutlama yapıyorlar..

 

Naim bir ara tuvalete gitme bahanesi ile kalkıyor ve kaçırma planı yapan Ülkücüler ile mutfak kapısından sessiz, sedasız şekilde arabaya binip, Türk elçiliğine gidiyorlar..

 

BAKIN; buraya kadar gelişen olaylarda ne Türk Devleti istihbaratının ne de Turgut Özal hükümetinin zerre kadar haberi yok..

 

Hatta; Büyükelçimiz Naim Süleymanoğlu’nun kaçırılmasına karşı çıkıyor ve iki ülke arasının açılmasına sebep olur korkusu ile Naim’in sığınmasını kabul etmiyor..

 

Yine Özal ve hükümetin haberi yok bu olaylardan..

 

Büyükelçimiz bu korku ile Turgut Özal’ı arıyor..

 

Özal; elçimize “Destek ver, durmayın, özel uçakla derhal gönderin” diyor..

 

Bu gelen haber bizim Ülkücüleri ve Naim’i sevince boğuyor.

 

Tabi Turgut Özal bu fırsatı değerlendirerek, işi siyasi propagandaya bulaştırarak, Televizyonlara çıkıp, havlar atarak şunları söylemişti,

 

“Türk devletinin gizli servisleri şuandan itibaren Dünya Halter Şampiyonu Naim Süleymanoğlu’nu kaçırdılar ve kısa bir süre sonra Türkiye’de olacaklar..

 

Külliyen yalan … Hiçbir payları yoktu

 

Bizim ülkücülerin planı Naim ile birlikte Türkiye’ye gitmek değil ama çat-pat Türkçe konuşan Naim, kendisini özgürlüğe kavuşturanların başında bulunan Ülkü Ocağı Başkanı Ali Duranoğlu’na sarılarak; “Ali ağabey, ben bir şey bilmem, yalnız hissediyorum kendimi, ne olursun sende gel” diye yalvarıyor..

 

Tabi bizimkilerin o  dönemde Türkiye gelmesi sakıncalı..

 

Naim soruyor; “Ağabey bana sorular sorarlar ne diyeyim*”.

 

Ocak Başkanı Ali kardeşimizde Naim’e diyor ki; “Kardeş biz seni zulüm gören Türk olduğun için kaçırdık, her hangi bir şöhret veya para için kaçırmadık. Sadece sana sorarlarsa, ‘Beni Ülkücüler kaçırdı’ de, yeter bize. İsim bile vermene gerek yok”.

 

Naim, Ali başkana kıt Türkçesi ve işaretleri ile Türkçe bilmediği için bu sözleri unutabileceğini ve söylemesinin zor olacağı için bir kağıda yazıp, vermelerini istiyor..

 

Bizim ülkücülerde hemen bir kağıda “Beni, zulümden Ülkücüler kaçırdı” diye yazıp veriyorlar Naim’e..

 

Tabi bu yazıdan Elçiliğin ve İstihbaratçılarımızın haberi de oluyor..

 

İşte bu yazıyı eğer Naim Süleymanoğlu, Türkiye’ye indiğinde basına okuyup, söyler ise Turgut Özal ve hükümetinin karizması oldukça çizilecekti.

 

Attığı havaların balonları bir, bir patlayacak..

 

Zaten o dönemlerde Turgut Özal’ın; Alparslan Türkeş, MHP ve Ülkücüler düşmanlığı tavan yapmış durumda idi.

 

Bu yüzden Özal buna hemen müdahale ediyor, talimatı ile Naim’in elinde ki kağıt alınıp, yırttırılıyor ve Naim’e; “Sen böyle bir şey söyleme, Turgut Özal zaten seni evladı olarak ilan etti, sana ev verip, imkan sağlayacaklar”…

 

Ve Naim’de o andan itibaren susuyor, Turgut Özal’ın elini öpüp “babam” diye sarılıyor..

 

Naim’i kaçıranlar ise hala Türk istihbaratçıları olarak biliniyor..

 

Ve Naim Süleymanoğlu, Özal ve Hükümeti tarafından kendisine sunulan o ihtişamlı yaşamı boyunca da; Ülkücülerin adını hiç mi, hiç ağzına almadı..

 

Naim bu ihtişam havası ile damat Davulcu Asım gibi, biran da daldı gece alemlerine..

 

Bar ve tavernalarda içip, gezmeye başladı..

 

Tabi biz Ülkücüler olarak Naim’in bu vefasızlığına oldukça içerledik.

 

O sıralarda ise ben Anavatan Partisi Genel Merkezin de personel olarak yürüttüğüm Basın Danışmanlığı görevimden, Semra Özal ekibi tarafından, sırf Ülkücü olduğum için alınmıştım.

 

Askeri Darbe tarafından görevinden ihraç edilen, Milliyetçi ve Ülkücü Polisler Birliği Derneği (POL-BİR) Genel Sekreteri Bekir Baz ile buluşup “Yeni Yayın” adında, Haftalık bir Gazete çıkarmaya başladık..

 

Bizimle birlikte; O zamanlar daha milletvekili olmamıştı, film işleri ile uğraşıyordu, Rahmetli Mehmet Gül, Ozanlarımızdan Hilmi Şahballı’da mücadelemize destek vermektelerdi..

 

POL-BİR Genel Sekreteri Bekir Baz için, O dönemlerde sol basın sürekli “Ülkücü baba” diye yazıp, bizi hedef göstermekteydiler.

 

Çok yakinen tanıdığımız ve “Abdurrahman enişte” diye sevip, saydığım kişi Ankara-Meşrutiyet caddesinde ilk olarak OBA adında bir aile Tavernası işletmeye başlatmıştı..

 

Abdurrahman enişteye, bizimle birlikte sürekli olan İbrahim Erkal’ı sürekli sahneye çıkarmasını önermiştik..

 

Hemşerim Azer Bülbül’de (Subutay Keskin) başka bir gazinoda geç saatlerde sahne almakta idi.

 

Ve bir akşam; ben Bekir Baz, Mehmet Gül, Ozan Hilmi Şahballı ve Azer Bülbül OBA tavernaya gittik..

 

İbrahim Erkal sahnede, izliyoruz..

 

Bir anda içeri Naim Süleymanoğlu girdi.. Sahne önünde ki bank tipi masaya oturdu ve viski istedi…

 

Ve bizim onu hırsla süzdüğümüzü sezinledi..

 

O anda Ozan Hilmi Şahballı ani bir hareketle kalkarak; “Ben gidip bu nanköre bir tokat atıp, hesap soracağım” deyince hepimiz engelledik..

 

Yalnız ben bir ara lavaboya gitme bahanesi ile kalktığımda, Naim Süleymanoğlu’nun oturduğu masa önünden geçerek, “merhaba”  deyip, kendimi tanıttım.. Ve hemen; “Yahu Naim kardeş sen ne nankör insanmışsın, şaşaalı yaşamı görünce seni kaçıran ülkücüleri iyice unutun, Ülkücüler seni gece alemlerinde keyif çatasın diye mi kaçırdılar?” sitemini sert sözlerle iletim ama tek bir cevap vermedi, yüzü mosmor oldu..

 

Ben lavaboya gittim, 5 dakika sonra dönüşümde baktım Naim Süleymanoğlu hesabını verip, hemen uçmuş..

 

Ve Naim kardeşimiz rahmete kavuştu ama Ülkücülere yaptığı büyük vefasızlığı ile..

 

Ülküdaşlarımız Naim’i herhangi bir menfaat beklemeden kaçırdıkları için biz hakkımızı kendisine helal ediyoruz..

 

Ozan Arif’te bugün yazdığı yazı ile kendisini rahmetle andı ve gerçeğin detayını yazdı..

 

İşte; tarih gerçeği bilsin diye bunu kamuoyuna yazımızla aktardık.. Başka bir hesabımız yok.

 

NOT : BU YAZMI YAYINA KOYDUKTAN SONRA TURGUT ÖZAL'ın OĞLU AHMET ÖZAL'DA AHKAM KESİYOR VE DİYOR Kİ; "AJANLAR SAVAŞI İDİ, NAİM'İ KAÇIRDIK"...

 

HADİ ORADAN... SENİN NE HABERİN VARDI Kİ?


Bu Haber 234785 Defa Okunmuştur

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Foto GaleriTÜMÜ

ÇOK OKUNANLAR

Hava Durumu



İçerik Yükleniyor...

SON EKLENENLER

Gazeteler:

ŞANS OYUNLARI



İçerik Yükleniyor...

NAMAZ VAKİTLERİ :


İçerik Yükleniyor...

BURCLAR



İçerik Yükleniyor...

PUAN DURUMLARI :



İçerik Yükleniyor...

SON YORUMLAR

(Terör ve tecavüz hariç) ADLİ MAHKUMLARA EŞİT YASA.. ŞARTLI TAHLİYE İSTİYORUZ. lehe uygun somut deliller olmasına rağmen fetöcü hakimlerin kanaat kararıyla birçok suçsuz insan içerde yatıyor. (Ceza mahkemesinde ağır ceza verebilmek için somut ve 0 inandırıcı deliller olması lazım.) Yargıdaki hatalı uygulamalardan dolayı birçok insan boş yere cezaevinde yatıyor. Kış geldi ve cezaevleri aşırı dolu. Mahkumlar soğuk betonlarda yatıyorlar. Sıcak su yok herşey kısıtlı. Hastalıklar öylesine.. Biz vatanımıza hainlik yapmadık! Kimimiz suçsuzluğunu anlatamamış, kimisi çaresizlikten,kimiside cahillik ve ihmal nedeniyle, kimiside ekonomik nedenlerle ve yoksulluktan, kimide tehdit ve Korkuyla suça karışmış, kimisi kumpasla, arkadaş mağduru olmuş.. Bunlar uzmanlar tarafından dahada sınıflandırılabilir. Yeni cezaevleri yaparak, mahkumu yıllarca kapatmak yerine, asıl suça neden olan faktörleri ortadan kaldırmak için çabalanmalı.. Yoksa gençler, fikren, bedenen vede ruhen kaybedilip yok olacak..! Cezaevleri yerine okul yapılsın. Fabrikalar yapılsın iş verilsin aş olsun ve yoksulluk giderilsin. Ayrıca bir mahkum devlete en az 2000 tl zarar demek cezaevleri yapımıda ayrıyeten ekonomik zarar. BİZ YENİ CEZAEVLERİ İSTEMİYORUZ bu sadece geçici çözüm olacaktır. Nolur,,adli mahkumların vede mahkum yakınlarının SESSİZ ÇIĞLIKLARINI duyun ve duyurun.. İçerde kader mahkumları dışarda biz CANIMIZ ÇOK YANIYOR. Çocuklarımız analı babalı öksüz boynu bükük yetim kaldı. Allah bile tövbe eden kullarının günahlarını bağışlarken devletimiz niye bağışlamasın. Herkes hata yapar ve 2. Bir şansı hak eder. Bir hata bedeli ömürlük cezalar olmamalı.. Onları yeniden hayata kazandırın yaşayan bir ölü olmasınlar. İnanın bana suçsuz ve ilkdefa suç işleyipte pişman olmuş mahkumlar birdaha ASLA SUÇ İŞLEMEYECEKLERDİR. Hem pişman olmuş bir mahkumu yıllarca kapatmanın kimseye faydası yok..! Bırakın aile olalım Yavrum geceleri hep babasının mankenine sarılıp koklayararak uyumaya çalışıyor. Ayrıca Babasız büyüyen çocuklar ilerde daha kötü işlere bulaşacaklardır. Bir anne yoksulluklamı uğraşsın, cocuklarınamı baksın. Toplum içinde kocasız hayat çok zor! Bize artık acıyın nolur. Siz Sayın vekillerden, Mahkum ve mahkum yakınlarının ne hissettikleri konusunda empati yapmalarını rica ediyorum. Ve soruyorum.. fetö mağduru veya kumpas`a kurban gitmiş işlenen suçtan bile haberi olmadan ceza yatan suçsuz, arkadaş mağduru mahkumlar ne olacak..! BİZ 188 dahil EŞİT YASA - ŞARTLI TAHLİYE İSTİYORUZ. Siz bizim devlet babamızsınız.. BÜYÜKLÜĞÜNÜZÜ GÖSTERİN.. LÜTFEN.. HALKINIZLA BARIŞIN ve onlarla uzlaşın. Ve artık açılsın kapılar.. Nolur allah rızası için bizim isteklerimizi yetkililere duyurun.. Biz fakir aileleriz.. Biz çaresiz Yaşlı ana babalarız. Biz 18 yaş altı savunmasız çocuklarız. Biz kısık sesleriz BİZİM GÜR SESİMİZ OLUN.. Ben mahkum eşiyim ve Bu yazımı ve isteğimi (1 çarpı 1000) olarak görün. Atatürk ` benim halkım cahildir hataya düşebilir her 10 yılda bir af verin` demiştir..!!!
KAVGALARI BIRAKIN, CEZAEVLERİNE BAKIN.. DEVLETİN KURUMU AÇIKLIYOR :

FaceBook

Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Haber 2000- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Haber 2000 Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin millitaraf@hotmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir